Gelir bazlı finansman mı hisse mi? Seyrelme yok, aylık nakit baskısı var

|Yazar: QUASA Editör Ekibi|5 dk okuma
Gelir bazlı finansman mı hisse mi? Seyrelme yok, aylık nakit baskısı var

Düzenli tahsilatı ve aylık ödemeden sonra yeterli nakdi kalan bir girişim için gelir bazlı finansman, hisse vermeden sermaye sağlayabilir. Zayıf aylarda gelir zorunlu giderleri ancak karşılıyorsa aylık geri ödeme gerektirmeyen hisse yatırımı daha uygun olabilir. Lighter Capital’ın model açıklamasına göre gelir bazlı ödeme, aylık gelirin belirli bir payına bağlanabilir; gelir arttığında ödeme artar, düştüğünde azalır.

Hisse yatırımında şirket sermaye karşılığında ortaklık payı verir. Birleşik Krallık hükümetinin finansman rehberi, yatırım tutarının geri ödenmediğini, buna karşılık yatırımcının sahiplik payı ve kararlarda söz hakkı elde edebildiğini belirtiyor. Seçim bu nedenle yalnızca verilecek hisse oranına bağlı değildir: sermayenin işletmeden hangi aylarda çıkacağı da belirleyicidir.

Ödeme oranı kadar ödeme tabanı da önemli

Gelir bazlı bir teklifte şirkete geçen net tutar, aylık gelirden ayrılacak pay ve toplam geri ödeme sınırı birlikte değerlendirilir. Örneğin toplam geri ödeme sınırı, alınan paranın üzerinde ne kadar nominal ödeme yapılacağını gösterir; aylık pay ise bu sınıra ulaşma hızını belirler. Satışlar hızlanırsa ödeme öne gelir. Gelir yavaşlarsa aylık çıkış küçülebilir, ancak yükümlülük daha uzun süre devam eder.

Sözleşmedeki “gelir” tanımı da sonucu değiştirir. Lighter Capital’ın gelir kredileri hukuk rehberi, ödeme tabanının brüt veya net gelir olabildiğini; vade, teminat, denetim hakkı ve kimi sözleşmelerde şirket satılırsa alınacak ek ücret gibi koşulların bulunabildiğini açıklıyor. Bir teklifin gerçek nakit etkisi, tanıtımda yazan orandan çok hangi satışların hesaba katıldığına ve ödeme zamanına bağlıdır. Özellikle tahsilat gecikiyorsa kaydedilen gelir ile kasaya giren para aynı ayda farklılaşabilir.

Aynı sermaye, iki farklı gelir akışı

Şu rakamlar varsayımsal bir karşılaştırmaya aittir. İki girişim de 1 milyon TL alıyor. Örnek gelir bazlı sözleşmede ödeme, aynı ay tahsil edilen KDV hariç satış gelirinin yüzde 10’u; toplam geri ödeme sınırı 1,3 milyon TL. Ek ücret, asgari aylık ödeme ve belirli bir tarihte kalan borcun topluca istenmesi bulunmadığı varsayılıyor. Bu koşullarda her iki girişimin nominal finansman bedeli 300 bin TL; farklılaşan unsur paranın işletmeden çıkış takvimi.

Düzenli gelirli şirket her ay 500 bin TL tahsil ederse aylık ödemesi 50 bin TL olur. Toplam 1,3 milyon TL’ye 26 ayda ulaşır. Yıllık tahsilatı 6 milyon TL’dir. Ödeme kârdan değil, sözleşmede tanımlanan satış gelirinden hesaplandığı için bu düzenin rahat taşınıp taşınamayacağı şirketin giderlerine bağlıdır.

Dalgalı gelirli şirketin ilk altı ayı ayda 100 bin TL, sonraki altı ayı ayda 900 bin TL tahsil ettiğini ve bu düzenin tekrarlandığını varsayalım. Onun yıllık tahsilatı da 6 milyon TL’dir; fakat düşük ayda 10 bin TL, yüksek ayda 90 bin TL öder. İlk 24 ayda toplam 1,2 milyon TL ödenir. Ardından gelen altı düşük ayda 60 bin TL daha ödenir ve kalan 40 bin TL, 31. ayda kapanır. Aynı yıllık gelir ve aynı nominal finansman bedeli, düzenli şirkette 26 ay, dalgalı şirkette 31 ay süren iki ayrı ödeme takvimi yaratır.

Kötü ayda işletmede ne kalıyor?

Ödeme yüzdesinin taşınabilirliği için satış gelirinden doğrudan maliyetleri ve sabit giderleri de düşmek gerekir. Aynı varsayımsal şirketlerde brüt kâr marjı yüzde 50, aylık sabit faaliyet gideri 40 bin TL olsun. Düzenli şirketin 500 bin TL tahsil ettiği ayda brüt kârı 250 bin TL’dir. Sabit giderlerden sonra 210 bin TL, gelir bazlı 50 bin TL ödemeden sonra 160 bin TL kalır. Bu tutar vergi ve yeni yatırım harcamaları öncesindeki basitleştirilmiş faaliyet hesabıdır.

Dalgalı şirketin 100 bin TL’lik ayında brüt kâr 50 bin TL olur. Sabit giderlerden sonra kalan 10 bin TL’nin tamamı finansman ödemesine gider; bu hesapta o ay büyüme harcamasına ayrılacak faaliyet nakdi kalmaz. 900 bin TL’lik ayda ise 450 bin TL brüt kârdan 40 bin TL sabit gider ve 90 bin TL ödeme çıkarıldığında 320 bin TL kalır. İlk yıl sonunda iki şirketin bu basitleştirilmiş hesaptaki toplamı aynı, 1,92 milyon TL’dir. Fark, dalgalı şirketin bu parayı yüksek gelirli ayları beklemeden kullanamamasıdır.

Bu yüzden gelire göre değişen ödeme, zayıf ayın nakit riskini kendiliğinden çözmez. Angel Investors Network’ün karşılaştırması, düzenli gelir ve güçlü marjların bu finansman türüyle daha iyi örtüştüğünü, aylık ödemelerin ise işletmede kullanılabilecek nakdi azalttığını belirtiyor. Örnekte düşük ayın giderleri biraz yükselseydi, gelir bazlı ödeme için faaliyetlerden kalan tutar yetersiz olacaktı. Gerçek bir sözleşmedeki asgari ödeme veya vade hükmü bu baskıyı ayrıca artırabilir.

Hissenin bedeli gelecekteki değere bağlı

Şimdi aynı 1 milyon TL’nin şirketin yüzde 20’si karşılığında alındığını varsayalım. Örnekte yatırım sonrası değerleme 5 milyon TL, mevcut ortakların toplam payı yüzde 80 olur. Şirket yatırımcıya aylık anapara ödemediğinden, dalgalı gelirli örneğin düşük ayında finansman öncesi kalan 10 bin TL işletmede tutulabilir. Buna karşılık yatırımcı, anlaşmanın verdiği haklar çerçevesinde ileride oluşacak şirket değerine ortak olur.

Başka yatırım turu, imtiyazlı pay veya satış gelirinde öncelik hakkı bulunmadığı varsayımıyla, şirket 10 milyon TL’ye satılırsa yüzde 20 payın karşılığı 2 milyon TL’dir. Satış bedeli 3 milyon TL olursa aynı payın karşılığı 600 bin TL’ye iner. Bunlar gerçekleşmiş sonuçlar değil, hisse yatırımının maliyetinin şirketin gelecekteki değerine bağlı olduğunu gösteren koşullu hesaplardır. Gelir bazlı seçenekteki 1,3 milyon TL toplam ödeme ile olası satışta yatırımcıya düşecek tutar farklı tarihlerde doğar; yalnızca bu nominal rakamlardan hangisinin daha ucuz olduğu çıkarılamaz.

Seçimi belirleyen eşik

Düzenli gelirli girişim için gelir bazlı finansman, zayıf ayda dahi zorunlu giderlerden ve ödemeden sonra planlanan büyümeyi karşılayacak nakit kalıyorsa anlamlıdır. Böyle bir durumda ortaklık payı korunur ve örnekteki gibi bir geri ödeme sınırı varsa nominal tutar baştan hesaplanabilir. Gelir dalgalanıyor ve düşük aylardaki faaliyet nakdi ödemeye ancak yetiyorsa hisse yatırımı, seyrelme karşılığında harcama zamanlamasında daha fazla alan bırakır.

Kararın hassas noktası yıllık satış toplamı değil, en zayıf aylarda kalan nakittir. Aynı yıllık gelire sahip iki varsayımsal girişimin biri her ay 160 bin TL bırakırken diğerinin düşük ayı sıfırla kapanıyor. Hisse oranının ilerideki bedeli de satış değerine bağlı olarak değişiyor. Bu nedenle aylık nakit dayanıklılığı ile gelecekte paylaşılacak değer, seçimin ayrı ayrı hesaplanması gereken iki maliyetidir.

Ayrıca okuyun:

Paylaş:

Bültenimize abone olun

En son Web3, yapay zekâ ve kripto haberleri doğrudan gelen kutunuza gelsin.

0