
Çalışanların %75’i AI artışı bekliyor; asıl engel doğruluk

PwC Türkiye’nin 26 Ekim 2026’da yayımladığı çalışan araştırmasına göre Türkiye’deki katılımcıların %75’i önümüzdeki 12 ayda işlerinde yapay zekâ kullanımının artmasını bekliyor; daha fazla kullanımın önünde en sık belirtilen engel çıktıların doğruluğu ve kalitesi (%27). Bunlar çalışanların beklentileri ve bildirdikleri kaygılar; gerçekleşmiş bir kullanım artışını ya da çıktıların ölçülmüş hata oranını göstermiyor.
Türkiye’de üretken yapay zekâyı her gün kullandığını söyleyenlerin payı %34, haftalık kullananların payı %19. Araştırma, araçların çalışanların bir bölümünün günlük işine girdiğini, buna karşın daha yaygın kullanım konusunda güven ve işin geleceğine ilişkin soruların sürdüğünü gösteriyor. Kullanım sıklığı, geleceğe dönük beklenti ve kullanım engeli farklı soruların yanıtları olduğu için aynı oran gibi okunmamalı.
Artış beklentisi ile bugünkü kullanım farklı şeyler söylüyor
Artış bekleyen Türkiye katılımcıları arasında %25 kullanımın artacağını, %31 orta düzeyde artacağını, %19 ise önemli ölçüde artacağını düşünüyor. Mevcut kullanımın büyük ölçüde değişmeyeceğini söyleyenlerin payı %22. Beklenti güçlü olsa da anket, işverenlerin hangi araçları ne zaman devreye alacağını veya çalışanların kullanım sıklığının gerçekten ne kadar yükseleceğini ölçmüyor.
Türkiye sonuçlarında artış beklentisi için verilen küresel karşılaştırma %60. PwC’nin küresel araştırma sayfası ise aynı beklentiyi %59 olarak aktarıyor; iki yayındaki değer arasında bir yüzde puanlık fark bulunuyor. Her iki değer de Türkiye’deki %75’in altında, ancak bu küçük farkı yok sayarak tek bir kesin küresel oran vermek doğru olmaz.
Gerçekleşmiş kullanımda da Türkiye ile küresel sonuçlar ayrışıyor: Günlük üretken yapay zekâ kullanımı Türkiye’de %34, küresel ölçekte %22. Yapay zekâ ajanları için günlük oranlar sırasıyla %16 ve %10. Üretken araçlar ile ajanlar ayrı kategoriler; bu oranlar toplanarak bütün çalışanların günlük yapay zekâ kullanımına ilişkin yeni bir toplam üretilemez.
Doğruluğun ardından iş kaybı ve kullanım fırsatı geliyor

Türkiye’de doğruluk ve kalite kaygısını, yapay zekânın insan emeğinin yerini alabileceği endişesi %25 ile izliyor. İşinde aracı kullanmak için yeterli fırsat bulamadığını belirtenlerin oranı %24. Şirket politikasının net olmaması %21, beceri eksikliği ise %8 düzeyinde. Böylece çalışanların bildirdiği başlıca engeller, yalnızca aracı kullanmayı öğrenme meselesine indirgenemiyor.
İş kaybı endişesi Türkiye’de küresel ölçekteki %15’lik payın üzerinde; şirket politikalarındaki belirsizlikte de Türkiye’de %21, küresel sonuçlarda %15 görülüyor. Beceri eksikliğinde yön tersine dönüyor: Türkiye’de %8 olan pay küresel ölçekte %15. Bu karşılaştırma, Türkiye katılımcıları için kullanımın sınırları ve sonuçları hakkındaki soruların eğitim ihtiyacından daha sık dile getirildiğini gösteriyor.
Doğruluk kaygısı ile kullanım isteği aynı çalışan grubunda bir arada bulunabilir. Bir çalışan aracı taslak üretmek için yararlı bulurken çıktının işte kullanılmadan önce denetlenmesi gerektiğini de düşünebilir. Anket bu tür bireysel kararların nedenini tek tek açıklamıyor; engel sıralaması, kuruluşların yalnızca araç erişimi sağlayarak bütün tereddütleri gideremeyeceğine işaret ediyor.
Olumlu iş etkisi bildirenler de var
Türkiye katılımcılarının %47’si yapay zekânın iş kalitesine, %43’ü yaratıcılığına, %42’si işte kullandığı becerilere olumlu katkı yaptığını söylüyor. Bu yanıtlar çalışanların son 12 aya ilişkin kendi değerlendirmeleri. Bağımsız bir çıktı kalite testi veya üretkenlik ölçümü olarak sunulamaz; yine de doğruluk kaygısının, teknolojiden hiç yarar görülmediği anlamına gelmediğini ortaya koyuyor.
İş yükü konusunda yanıtlar aynı yönde toplanmıyor: Türkiye’de %21 yapay zekânın yükünü artırdığını, %35 ise azalttığını bildiriyor. İşin daha hızlı yapılması ile yapılan işin kapsamının değişmesi aynı sonuç değil. Bu nedenle olumlu kalite ve yaratıcılık yanıtları, her çalışanın daha az iş yüküyle karşılaştığı sonucuna götürmüyor.
Rollerin geleceğine ilişkin beklenti de kullanım kaygısından ayrı bir ölçü. Türkiye’de katılımcıların %22’si önümüzdeki üç yılda çalışma biçiminde büyük, %22’si orta, %18’i küçük değişiklik bekliyor; %10’u rolünün tamamen dönüşeceğini, %5’i ortadan kalkacağını öngörüyor. Bunlar gerçekleşmiş iş kayıpları değil, çalışanların kendi rollerine ilişkin tahminleri.
Küresel gruplar öğrenme erişimindeki farkı gösteriyor

Araştırmanın küresel sınıflandırmasında yapay zekâdan güçlü yarar gördüğünü ve becerilerine yüksek talep olduğunu bildiren “öncüler” çalışanların %14’ünü oluşturuyor. İşlerin günlük yürütülmesinde önemli payı bulunan “ana iş gücü” ise %56. Bu grup payları Türkiye’ye özgü dağılım olarak verilmediğinden Türkiye çalışanlarına doğrudan uygulanamaz.
Günlük üretken yapay zekâ kullanımı öncülerde %51, ana iş gücünde %11. Öğrenme ve gelişim kaynaklarına erişebildiğini söyleyenlerin oranı da öncülerde yaklaşık %80 iken ana iş gücünde %40’ın altında. Kullanım ve öğrenme erişimi birlikte ayrışıyor; anket, bu iki ölçü arasındaki ilişkinin tek yönlü bir neden-sonuç bağı olduğunu göstermiyor.
Dünya’nın küresel sonuçlara ilişkin haberinde, PwC Küresel İş Gücü Lideri Peter Brown bu ayrışmayı “iki hızda çalışan bir iş gücü” sözleriyle tanımlıyor. Haberde çalışanların %64’ünün son 12 ayda işte yapay zekâ kullandığı, günlük üretken yapay zekâ kullanımının ise %14’ten %22’ye çıktığı aktarılıyor. Bir yıl içinde en az bir kez kullanım ile her gün kullanım farklı sıklıkları ölçtüğünden %64, Türkiye’deki günlük %34 oranının karşılığı değil.
Küresel anket, Mayıs ve Haziran 2026’da 48 ülke ve bölgede 49.364 çalışanın yanıtlarıyla yürütüldü. Bu geniş örneklem, çalışan grupları arasındaki farkı görünür kılıyor; Türkiye’ye ait engel sıralamasını ise yerel sonuçlar veriyor. İki düzeyi birlikte ele almak, Türkiye’deki güçlü artış beklentisinin neden her çalışan için aynı kullanım deneyimine dönüşmeyebileceğini anlamaya yardımcı oluyor.
Çalışan ve yönetici için farklı kararlar
Çalışan açısından araştırmanın işaret ettiği ilk karar, yapay zekâ çıktısının hangi işte kullanılabileceği ve sonucun kim tarafından denetleneceği. Doğruluk kaygısını azaltmaya yönelik makul bir uygulama, üretilen bilginin dayandığı veriyi ve önemli iddiaları nihai işe girmeden önce kontrol etmek. İş kaybı endişesi yaşayan çalışan içinse araç becerisinden önce, rolünün nasıl değişeceğine ilişkin açık bir açıklama gerekir. Bunlar ankette başarı düzeyi ölçülmüş uygulamalar değil, bildirilen engellerden çıkarılan editoryal önerilerdir.
Yönetici için engeller ayrı karar başlıklarına karşılık geliyor: Çıktı kalitesi için kabul ve denetim ölçütleri, fırsat eksikliği için hangi görevlerde kullanımın uygun olduğuna ilişkin örnekler, politika belirsizliği için anlaşılır kurum kuralları. Öğrenme olanağını günlük iş yüküne ek bir beklenti olarak bırakmak, küresel gruplar arasında görülen erişim farkını gidermeyebilir. Bu adımların etkisi ancak sonraki kullanım ve çalışan deneyimi ölçümleriyle değerlendirilebilir.
Ayrıca okuyun:
İlgili makaleler


Şirketlerde AI kullanımı yüzde 14; asıl engel uzmanlık açığı

Çalışan beceriyi biliyor, şirket yönü söylemiyor: arada 32 puan var

McKinsey: Çalışan verimi artıyor, bilanço etkisi yerinde sayıyor

Sapiens Brain sigortaya indi; halüsinasyon iddiası kanıt bekliyor

Z kuşağı sınır ötesi kariyer istiyor; AI becerisi ilk sırada değil
Bültenimize abone olun
En son Web3, yapay zekâ ve kripto haberleri doğrudan gelen kutunuza gelsin.